Kedim için Beslenme...

Kedilerin beslenmesi konusunda kedi dostları genellikle sıkıntı çekerler. Ama bir kedinin sağlıklı ve doğru beslenmesi için bilmemiz gereken bazı şeyler vardır :
• Kedinize su yerine süt vermeyin. Süt hiç bir zaman suyun yerini tutmaz. Ayrıca anne sütü (doğal/yapay) haricinde 6 haftalık olana dek yavru kedilere sadece süt vermek onlarda kusmaya ve gelişim bozukluklarına neden olur.
• Kuru mama ile yaş mama arasında sağlık açısından bir tercih yapmak zordur. Her ikisi de sonuçta aynı kapıya çıksa da kuru mamaların aşırı tüketilme ihtimali yüksektir. Bu durumda kediler gereğinden fazla kilo alırlar. Ayrıca kuru mamalar kedilerin vücutlarındaki su miktarını da azalttığı için kedinin mutlaka bol su alması gerekir.
• Bazı kedi dostları kedilerine ilave vitamin katkısı yapmanın iyi bir şey olduğunu düşünürler ve ölçüyü kaçırmakta da beis duymazlar. Fazla olarak verilen vitamin türü katkı maddeleri fayda yerine zarara sebep olur. Ölçülü olmak en doğrusudur.
• Ağırlıklı olarak bir kediyi ciğerle beslemek yanlıştır. Böylesi tek yönlü bir beslenme kedilerde ciddi sağlık sorunları yaratabilir. Ciğer A vitamini açısından çok zengin bir yiyecek olup aşırı tüketimi halinde kedilerin kemik yapılarında lezyonlara yol açar. Aşırı ciğerle beslenen kedilerin boyun bölgelerinde kemik sorunları baş gösterebilir.
• Aynı şekilde bir kediyi ağırlıklı olarak balıkla beslemek de dengesiz bir beslenme türüdür. Aşırı balık tüketimi iştah kaybına yol açar. Beden, hastalıklara direncini kaybetmeye başlar.
• Bir kediye sıkça çiğ yumurta vermek sanıldığının aksine iyi bir şey değildir. Çiğ yumurta biotini azaltır ve kedilerde kilo kaybına, alerjiye yol açar.
• Kedilere asla yumuşak küçük kemikler verilmemelidir. Ağız tavanını kolayca delerek öldürücü rahatsızlıklara neden olabilir.
• Kediler için ideal olan çeşitli yiyeceklerden oluşan bir beslenme programıdır. Beslenmede aşırıya kaçmak ya da belli bir besine bağlı kalmak dengesiz beslenmenin tehlikelerini beraberinde getirir.


ALTERNATİF BESLENME

• Doğumdan itibaren gıda alımı önemlidir. Yavru kedi 7 haftalık olana kadar anneden süt emer. 3-4 haftalık dönemde yavaş yavaş katı gıda almaya başlar. Kediler sütten kesildikten sonra enerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyaçlarını karşılayan tam ve dengeli bir diyetle beslenmelidirler.
• Kedide uygun beslenme hayatının tüm döneminde çok önemlidir. Uygun olmadığı zaman oluşan hastalıklar ciddileşir. Kötü beslenme kedinin hayatının bütün dönemlerinde kendini gösterir. Bir kedi yavrusu doğduğunda ortalama 100 gr. gelmektedir. Eğer yavru kedi dah düşük ağırlıkta ise anne iyi besleyememiş demektir. Kedi yavrularına 4. haftadan itibaren anne sütüne ilave olarak kalori ihtiyacını karşılamak ve verilen protein miktarını artırmak için katı besinlerin oluşturduğu dışarıdan beslenmeye uygulanmalıdır. İyi beslenen kedi yavrusu haftada aşağı yukarı 200 gr. kilo alır. Kedi parlak canlı gözleri, kalın tüyleri ile sağlıklı görünür.
• Erkek kedi 9-12.nci aya kadar büyümeye devam eder. Bu zamanda 3.5-5 kg. arasında değişken ağırlıktadır. Dişilerde ağırlık kazancı 6. ayda yavaşlar ve 9. ayda dişi kedi ortalama 2,5-3,5 kg'a ulaşır. Günlük olarak et vermek kedi yavrusunun iyi gelişimi için gereklidir. Bunun devamlı olarak çiğ verilmesi önerilir.
• Balığın ise iyi pişmiş olması gerekir. Çünkü balık kafası ve iç organları ciddi bozukluklara yol açan bir antivitamin içerirler. Bu toksik madde pişirme ile bozulur. Et olarak günlere göre yağsız dana eti, tavuk eti (kemiksiz), balık vb. verilir. Günlük yiyeceklerinin yarısının protein (yani et) olması gerekir. Et kıyma şeklinde verilmektense kuşbaşı şeklinde verilmelidir.
• Kediler obur hayvanlar değillerdir. Yiyeceklerini çiğneme ve bunları parçalama zamanı bulurlar. Küçük parça halindeki etleri parçalamak için gösterdiği gayret dişlerinin sağlıklı olmasını sağlar. Kedi karaciğeri sever bununla birlikte haftada bir seferden fazla verilmemesi gerekir. Karaciğer önemli bir A vitamin kaynağıdır : Fazla vitamin A zararlıdır.
• Kediler tahıllardan enerji sağlarlar. Bunlar arasında yulaf ezmesi ve pirinç sayılabilir. Bunlar pişmiş veya pişmemiş taze sebzelerle karıştırılarak verilmelidir. Çiğ sebzeler iyi bir vitamin kaynağıdır. Bunlar arasında havuç, yeşil fasulye, pırasa,v.b sayılabilir.
• Eğer kedinizi sevindirmek istiyorsanız ona zaman zaman zeytin ve biraz kuşkonmaz veriniz. Kedi kuşkonmaza bayılır. Bütün bu gıdaları ilgi çekici kılmak için tabağına birkaç damla mısır yağı ve bir tutam bira mayası ilave ediniz.
• Gelişmesi boyunca yani bir yaşına kadar kediye günde bir kez süt verebilirsiniz. Kedi yavrularının süte çok ihtiyaçları vardır. Fakat ona inek sütü asla vermeyiniz. Çünkü inek sütü kedi için sindirimi güç ve dengesiz bir gıdadır. Kedilerde ayrıca ishal nedenidir. Kediye yağsız süt veya en iyisi süt tozundan ılık su ile süt hazırlayıp veriniz.
• Kediler yoğurt ve peynire de bayılırlar bunları da zaman zaman verebilirsiniz. Bu gıdalar aynı zamanda kemiksel gelişim içinde gereklidir. Kediye günlük öğün sayısı olarak 2 aylık kediye günde 4 kez, 5 aylık bir kediye 3 kez, ve ergin yaşa gelinceye kadar ve sonraki yaşantısında 2 kez yemek vermek gerekir.
• İçme suyu: Yaşam için çok önemli ve gerekli unsurlardan biridir. Daima kedinin kullanımına hazır bir kase su bulunmalıdır. Hiç bir zaman süt suyun yerini alamaz. Su düzenli olarak yenilenmelidir ve her zaman temiz olmalıdır. Kedilerde içilen su hayvanın yaşı ile artar. Kedinizin önünde sürekli günlük taze su bulundurmalısınız. Yediği kuru mama miktarının iki katı kadar su içebilir. Eğer konserve mama yiyorsa su ihtiyacı daha az olacaktır. Çünkü konserve mamaların %75'inden fazlası sudur. Kediler için hazırlanmış hazır yiyecekler vardır. Bu gıdalar uzmanlar tarafından hazırlanmış dengeli besinlerdir ve kedilere hiç bir problem olmaksızın verilebilir. Enerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyaçlarını karşılayan tam ve dengeli bir diyetle beslenmelidirler. Kediniz için doğru mamayı seçtiğinizden emin olun. Kedinizin durumuna göre olan (yavru veya erişkin,hamile) mamayı veriniz. Kedinizin kalsiyum, fosfor, çinko, vitamin A, vitamin D, tiamin, esansiyel yağ asitleri ve taurin ihtiyacı da önemlidir ve karşılanmalıdır. Yalnız uzun süre bekletilmiş ve buzdolabından henüz çıkmış konserve gıdaları vermeyin. Buzdolabından çıkan gıdalar ortam ısısına gelene kadar bekletilip, sonra verilmelidir. Kedilere dışarıdan bazı vitaminler ve esansiyel amino asitlerin zorunlu olarak verilmesi gerekir. Örneğin Vitamin A ... Çünkü kediler karotenden Vitamin A sentezleyemez. Eksikliği birtakım problemlere neden olursa fazlalığı da değişik hastalıklara neden olur. Onun için dengeli vermek gerekir.


KEDİNİZİN EKSTRA BESİN İHTİYAÇLARI

• Diğer karnivorlardan farklı olarak kedilerin spesifik ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlarını bitkilerden karşılayamadıklarından kediler et yiyen hayvanlar grubuna girerler. Yüksek protein ihtiyacı, vitamin A'nın ön maddesi, niacin, esansiyel yağ asitleri ve taurin diğer hayvanların doku ve organlarını yiyerek karşılanmaktadır. Örneğin kediler karoteni vitamin A'ya çeviremediklerinden bu eksikliği vitamin A içeren organları yiyerek gidermektedirler. Buna benzer olarak tryptofandan niacini metabolize edemez, esansiyel yağ asitlerini sadece diğer hayvanların yağ dokularında alabilir ve taurini de diğer hayvanların kas dokularından sağlayabilirler.
Vitamin A Kediler bitkilerde bulunan karoteni vitamin A'ya çeviremezler. Vitamin A ihtiyacını hayvansal orjinli gıdalardan özellikle karaciğerden sağlanır. Kedilerin diyetinde Vitamin A noksanlığı varsa, deri problemleri(derinin kabuklu olması, kılların kırılması), konjonktivitis, diş eti yangıları, gelişme bozuklukları, kilo kaybı, hücre membranlarında hasar, hastalıklara karşı direnç gelişiminde noksanlık hastalıklara duyarlılık artar, karşılaşılabilecek olası problemlerdir. Daha önemlisi dişi kedilerde siklus problemleri, embriyonun implante olamaması, gebe kedilerde abort (yavru atma, düşük yapma) veya doğan yavrularda anomaliler (örneğin doğuştan yarık damak) olabilir. Vitamin A fazlalığıda önemli komplikasyonlara neden olur. Boyun vertebralarında sypondilozis, ankiloz atlayıp sıçramada zorluk, hayvan aşırı duyarlı bir durum alır. Saldırganlaşır ve krizler kendini gösterir.
Vitamin PP (Niacin), Niacin kediler için önemlidir.. Diğer hayvanlardan farklı olarak bu ihtiyaçlarını niacin içeren hayvan dokularını yiyerek karşılamak zorundadırlar. Bitkiler niacin bakımından fakirdirler. Noksanlığı kilo kaybı, iştahsızlık, ağız mukozalarında yangı, solunum bozukluğu,tüy dökülmesi gibi problemlere yol açar.
Esansiyel Yağ Asitleri :Kediler yağ asidi olan arachnoidic aside ve linoleik asite ihtiyaçları vardır. Bu yağ asidinin diyetlerinde bulunması gerekir.Bu gerekli yağ asiti kısırlığın önlenmesi karaciğer sirozu ve deri hastalıklarından korunmada önemli bir yer tutar Noksanlığı dermatitis ve çiftleşme isteksizliği ve kısırlık gibi semptomlar şeklinde görülebilir.
Taurine: Kedinizin taurine ihtiyacı oldukça yüksektir. Kediler bir amino asit olan taurini doğal olarak kas etinden karşılayabilir. Balık ve deniz kabukluları da taurine açısından zengin kaynaklardır. Taurine noksanlığında bir çeşit körlük olan CRD (central retinal degeneration - retinada dejenerasyon) şekillenebilir. CRD dışında üreme fonksiyonlarında noksanlık ve cardiomyopathy (kalp kası hastalığı) da görülebilmektedir.
Çinko : Çinko miktarı az olan bir diyetle beslenme sonucunda gelişme bozukluğun, dermatitis (deri lezyonları) ve diğer deformasyonlar görülebilir. Bütün bunların yanında kedinizin yüksek protein ihtiyacını da karşılamalısınız. Erişkin bir köpeğin diyetinde %4 protein bulunması gerekirken kedilerin %12 oranında proteine ihtiyaçları vardır. İnsanların tersine kedilerin yağ gereksinimleri de yüksektir. Yağlar enerji ihtiyacını karşılamanın yanı sıra A ve E vitaminleri gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimini de arttırmakta ayrıca diyete lezzet katmaktadır.
Normal Fizyolojik Değerler
Organizmanın devamlılığını sağlaması için bazı fizyolojik değerlerin belli standartlarda tutulması esastır. Vücut ancak bu değerler sabit tutulduğunda işlevlerini eksiksiz olarak yerine getirir ve devamlılığını sağlar. Aşağıda verilen değerler sistemin aksama noktasında hayvan sahibine ipuçları verir ve erken müdahale olanağı sağlar, bu nedenle bilinmesinde büyük yarar vardır.


 Vücut Isısı

38-39 C'
 

 Solunum

10-20 / dakika 
 

 Nabız

110-140 / dakika (Yetişkinde 180-200/ dakika)
 

 Diş Sayısı

 30 (Yetişkin)

 İlk Diş Çıkarma Yaşı

1 ay 
 

 Diş Değişirme Yaşı

3 – 4 ay 
 

 Kızgınlık Süresi 

 Yılda 2-4 kez 10-12 Gün süreyle

 Ergenlik Yaşı

6 - 15 ay 
 

 Uygun Çiftleşme Yaşı

  12-18 ay

 Gebe Kalma Dönemi

 Kızgınlık süresince

 Gebelik Süresi

58 - 62 gün

 Doğumdaki Yavru Sayısı

1 - 5 
 

 Kalori İhtiyacı

 Yetişkin bir kedide 60-88 kcal/canlı ağırlık/gün; yavru kedide 250 kcal/canlı ağırlık /gün 

Kedinizin Davranışlarını Geliştirmeye Yardımcı Olun


"Kedinizin davranışlarını geliştirmek için birkaç altın kuralı öğrenmeyi ister misiniz ?"

Kediler Kuzey Amerika ve Avrupa’da önceleri asosyal hayvanlar olarak tanımlanmış ancak şu anda en popüler hayvanlar olmuşlardır. Buna rağmen köpeklerden farklı olarak etkileşime ve özellikle de sizin sevgi ve ilginize ihtiyaç duyarlar. 
Evinize yeni bir yavru veya yetişkin kedi alınca öncelikle sadece evin içinde mi tutacaksınız yoksa dışarı çıkmasına da izin verecek misiniz, bunlara karar verin. İkisinin de avantajları ve dezavantajları vardır. Serbest gezinmeleri hastalık kapma olasılıklarını artırır ve daha kısa ömürlü olmalarına neden olabilir çünkü; araba çarpabilir, diğer hayvanların saldırısına uğrayabilirler; pire, kene ve kulak uyuzu gibi iç ve dış parazitlere maruz kalabilirler. Aksine eğer dışarı çıkmak gibi bir maceraya atılmayacaksa, ona fiziksel ve zihinsel egzersizleri yeterince sağlayabilmelisiniz. Bunlar sizinle olan etkileşimi, bedensel aktivite, serbestçe tırmalayabileceği bir alan ve temiz bir tuvalet olmalıdır. 
Hangi seçimi yaparsanız yapın kedinizin davranışlarını direkt olarak etkileyen birkaç noktaya dikkat ederseniz ev düzeniniz ve kedi sevginiz arasında bir uyum oluşturabilirsiniz.
 

Oyun Zamanları Kedinizi Mutlu ve Sağlıklı Tutmanıza Yardımcı Olur


     Kedinizin ilginç ve uğraştırıcı oyunlar oynayabileceği, bu çeşit iç güdülerini tatmin edebileceği, yüksek aktivite gösterebilme fırsatının olduğundan emin olun. Zıplayan veya uçan oyuncaklar bulun "bu çeşit bir sürü oyuncak mevcut" ki kovalasın, avlasın ve yakalayabilsin. Bazı kediler ışık noktacıklarını kovalamayı severler, bunlar fener, lazer pointer veya aynalarla sağlanabilir. Ayrıca alüminyum folyoyu top haline getirip, uzun bir ipe bağlayıp bunu da belinize veya kemerinize bağlayabilirsiniz. Böylece siz hareket ettikçe kediniz topu yakalamaya çalışırken çok iyi vakit geçirecektir. Yalnız ipi yeterince uzun bırakın ki kediniz yanlışlıkla bacağınızı yakalamasın! Kedinizle "özellikle de sık sık evde tek başına kalıyorsa" en az günde 15 dakika, sizinle etkileşimde olabileceği oyun seansları düzenlemelisiniz.
 

Serbestçe Tırmalayabileceği Bir Alanı Olsun
     Tırmalama içgüdüsü kedilerde doğal olarak bulunur. Bu içgüdü kediler beş haftalıkken başlar. Tırmalamak kimyasal ve davranışsal mesajların dışında diğer kedi ve hayvanlara mesaj bırakmalarına yarar. Her ne kadar onun için tamamıyla normal bir davranış olsa da kilimlerinizi ve mobilyalarınızı tırmalamaya başlaması sizin için büyük bir problem haline gelebilir. Eğer böyle yaparsa, tırmaladığı objeyi kaplayabilir veya kaldırabilirsiniz. Bu işlemleri yapmak her zaman uygun olmayabileceği için en kolay çözüm olarak onun tırmalamaktan hoşlanabileceği bir yer ayarlayın.
Ticari olarak satın alabileceğiniz bütün tırmalama tahtaları, bütün kediler için çekici olmayabilir.
Yüzeyleri halatla, mukavva ile kaplanmış, tahta kaplanmış veya tamamı ahşap olan tırmalama tahtalarını bazı kediler tercih edebilirler.
Bazı kedi sahipleri de kendi tırmalama tahtalarını kendileri yapmayı tercih eder. Yumuşak bir kütüğe veya üç tane kütük birleştirilerek, ve altlarına kare bir tahta çakılarak etrafına halat dolanarak böyle bir tırmalama oyuncağı elde edilebilir.
Tırmalama tahtaları yaparken veya satın alırken dikkat edeceğiniz en önemeli nokta, kediniz arka ayakları üzerinde ayağa kalktığında tırmalama tahtası kedinizin boyundan daha yüksek olmalı, ve devrilmemesi için sağlam yapılmalıdır. tabanı kedinizin sevebileceği bir madde ile kaplanmalıdır.
Duvara sağlamca tutturabileceğiniz dikdörtgen bir tahtanın etrafını da aynı şekilde kaplayıp tırmala tahtası oluşturabilirsiniz.
Nasıl bir tahta olursa olsun, kediniz kullandığı sürece tahtanızı değiştirmeyin. Tahtanız ne kadar tırmalanmış ve eskimişse kediniz onu o kadar çok sevecek ve mobilyalarınız yerine onu kullanacaktır.
 

Kediler de Temiz Tuvalet  İster
     Kediler zor beğenen hayvanlardır. Bu nedenle ona temiz ve kolay kabul edebileceği bir tuvalet kabı hazırlarsanız evdeki tuvalet sorunu en aza inecektir. Kediler genellikle kokusuz, yumuşak, iyi kumları tercih ederler. Bazı kediler bir tuvalet kabına idrarını, diğerine ise sadece dışkısını yapmayı tercih ederler, buna göre ideal tuvalet sayısı evdeki her kedi için bir tuvalet kabından bir fazlası olmalıdır. Örneğin iki kedili bir evde farklı katlara veya farklı odalara yerleştirilmiş üç tuvalet kabı olması idealdir. Tuvalet kapların ocak veya çamaşır makinesi gibi gürültülü aletlerin yanına koymayın, kediler gürültüyü sevmezler. Kumlarındaki dışkıyı ve eğer topaklanan bir kum kullanıyorsanız idrarı her gün bir kürekle alın. Tuvalet kaplarını eğer topaklanmayan kum kullanıyorsanız haftada bir, topaklanan çeşitlerini kullanıyorsanız ayda bir bulaşık deterjanı ile yıkayın. Kedinizin tuvalet kabını kullanmamasının bir çok sebebi olabilir. Eğer böyle bir durumu fark ederseniz uygun bir tedavi için en kısa zamanda Veteriner Hekiminize danışın.
 
Kedilerin İdrarları İle İşaret Bırakmaları
     İdrarını fışkırtarak işaret bırakma alışkanlığı kısırlaştırılmamış dişi ve erkek kedilerde normal bir davranıştır. Hatta bazen kısırlaştırılmış dişi ve erkeklerde de rastlanabilir. Genel olarak yetişkin erkek kedilerin %10’u, dişilerinse %5’i düzenli olarak işaret bırakırlar. Bu çeşit işaret bırakma evde veya sokakta yaşayan kedilerde görülür ve kedilerin ortamlarındaki değişikler (örneğin diğer kedilerin varlığı, eve yeni bir bebek veya hayvanın gelmesi, veya evde yalnız kalma süresinin artması gibi) nedeniyle, korku düzeyinin artmasıyla ilişkili olabilir. Aynı zamanda idrar ile işaret bırakma kedinizin kendi korkularıyla baş etme yöntemi de olabilir. Tedavisi mümkündür, Veteriner Hekiminize danışın


B.KEDİLERDE GENEL HASTALIKLAR:

1-KUDUZ: Genel anlamda kuduz (Tallwut,Lyssa,Rabies), tüm sıcak kanlılarda( kuş, opossum, vahşi kemirgenler, rakun,yarasa, sığırlar, maymun, kedi, köpek, at, koyun, keçi)  ve insanlarda ortaya çıkabilen,
ani seyreden, öldürücü, beyin ve sinir sisteminde ilerleyen viral bir hastalıktır.

                Virus girişi, ısırık yoluyla virus içeren salyanın aşık yaraya bulaşması veyahut konjuktiva veya mukozalara teması ile olmaktadır. Virus vücuda giriş yaptıktan sonra ısırık yerinin beyne yakınlığıyla doğru orantılı olarak, sinir sistemini takip ederek, yaklaşık olarak 1 hafta ila 1 yıl arasında değişen bir süreyle vucutta kalabilir. Ama zararlı hale geliş süresi genelde 3-8 haftadır. Baş bölgesinden ısırılma olaylarında ise virusun hastalık oluşturma süresi çok kısalır ve hastalık ısırılanın ölümüyle sonlanır.

                Kediler kuduzda ikinci derecede büyük rol oynamaktadır. Bazı ülkelerde kedilerde kuduz vakalarının daha az izlenmesi ise sadece kedi sayısının daha az olmasına bağlanabilir. Çünkü kediler sivri dişleriyle daha derin ısırık yaralarıaçtıklarından kuduzun ortaya ıkmasında daha tehlikeli olmaktadırlar. Kedilerin kuduza yakalanmalaryla tilkilerin kuduz vakaları arasında paralellik de saptanmıştır.İnsanlar için en büyük riziko sığır ve kedilerden ileri gelmiştir.
               
                Belirtiler: Köpekle benzer semptomlara sahiptir. Eksitasyon ve hırçınlık görülme oranları kedide daha fazladır. Başlangıçlarında ishal, kabızlık, kusma, iştahsızlık görülebilir. Bunları takiben yutma güçlüğü, ses kısıklığı, alt çene vd, ekteremitelerde felçler, sonucu genelde 2-6 günde ölüm şekillenir.

                a-Prodromal dönem: 1-3 gün gibi kısa bir süredir.Davranış değişiklikleri ile başlar, iyi huylu bir köpek huysuzlaşır, kötü huylu olanlar daha sıcak davranır.Işıktan korkar, karanlık yerlere saklanır.Refleksleri artar.Kolay irkilir ses ve ışığa karşı daha duyarlıdır. Çok az su içer, pupillalar (göz) büyüme küçülme yapar bazen asimetri vardır. Hafif yutkunma güçlüğü ve salya artışı olabilir. Isırılma yerinde kaşıntı hissedilir.
Bu bölgeleri kaşıyarak ısırıp iyice kötü hale getirebilir( kendi kendini parçalama).

                b-Eksitasyon dönemi: 3-7 gün sürer. Hayvan gittikçe huzursuzlaşmaktadır. Uyarılara iyice hassaslaşmıştır. Katı objeleri ısısırır ve hatta hayali objeleri yakalamaya çalışır. Işığa bakmaya korkar. Göz kaslarında felç oluşur. Evden kaçabilir, karanlık yerlere saklanır, dolaşma sırasında uyarılmıştır ve saldırgandır, herşeyi ısırmak ister, kafesteyse demirleri parçalamak ister.

                c-Paralitik dönem: 1-2veya 4 gün sürer. Hayvan bitkindir. Yutkunma ile ilgili farenks bölgesindeki kaslar felç olur, salyasını tutamaz, bol salya akar. Çene kaslarındaki felçlerinde başlamasıyla paraliz tüm vücuda yayılmaya başlar. Çenesini kapayamaz. Kuduz bir hayvana uzaktan sopayla çenesi kaldırılmaya çalışıldığında kolayca kapanır.Kemik takılmış görüntüsü vardır. Genelde insanlar bu yüzden kemik sıkışmış mı kontrol etmek isterler ve ısırılarak salyadaki bol miktarda virusla enfekte olurlar. Yürüyüşte bozukluk ve dengesizlikler başlamışır. Sonunda hayvan felç ve solunum durmasıyla ölür.

                ISIRILMA DURUMUNDA NELER YAPILIR?

                ISIRILAN HAYVANA NE YAPILIR? :
                Isırılan hayvan aşılı ise:  bir doz daha uygulanır. 90 gün karantinaya alınır. Karantina süresi sonunda sahibine teslim edililebilir.
                Isırılan hayvan aşısız ise: Ötenazi önerilir, sahibi istemediği takdirde ise 6 ay karantinada tutulması gerekir. 5. ayda aşı uygulanır. Karantina bitince hala kuduz belirtisi yoksa sahibine teslim edilebilir demektir.
               
                ISIRAN HAYVANA NE YAPILIR: 10 gün karantinaya alınır. Bu süre içinde kuduz belirtisi göstermezse sahibine teslim edilir. Kuduz belirtisi gösteren hayvana ise otosi uygulanır ve kuduz araştırma merkezince beyininde kesin teşhise yarayan ''negri cisimciği ''aranır.

                ISIRILAN İNSANA NE YAPILIR: En yakın sağlık merkezinde gerekli tedaviye başlanır.

                KORUNMA: Kuduzdan en iyi korunma aşılamadır. Hayvanlar 3 aylık olduklarında muhakkak ve muhakkak kuduz aşısı yaptırılmalıdır. Aşı her yıl tekrar edilir.

 

2- FELİNE İMMUNODEFİCİENCY VİRUS:   FIV:   KEDİ AIDS'İ

                Etken Feline İmmunodeficiency virus dür. 5-12 yaşlı kedilerde daha sık izlenir. Genelde kötü karakterli bir hastalık olup insandaki AIDS e benzer ve sonu ölümle biten, bulaşıcı,viral bir kedi hastalığıdır.
İnsana bulaşamaz. Kavga sırasında kedinin kediyi ısırması esnasında salyadaki tükürükle bulaşma mümkündür.
                1.DÖNEM: Birkaçgün süren bir ateş izlenir. İshal, lenf yumrularında değişimler, kana etkenin geçişi ni izler.
                2.DÖNEM: Klinik olarak pek bulgu göstermez, hastalığın gizlenmiş evresidir.
                3.DÖNEM: Kronik seyreder. İnsandaki AIDS e benzer. Zayıflık,ateş, halsizlik, davranış bozuklukları, göz bozuklukları, kusma,ishal, böbrek bozuklukları, deri problemleri, solunum sistemine özgü semptomlar, kronik diş eti yangıları, sinirsel semptomlar, tümörler izlenebilir.Ağızdaki lezyonlar kroniktir ve çokça rastlannan bulgulardandır.
                Hastalıkla beraber bir çok hastalık etmeni daha vücuda bağışılığın yetersizliğinden dolayı rahatlıkla gireceğinden, hastalığın teşhisi güçleşebilir.Sadece spesifik kan testiyle teşhis kesinleştirilebilir.ELISA,İFA, WB TESTLERİ.
                Kesin bir tedavisi yoktur.Antiviral ilaçlar denenir.

3-FELINE PANLEUKOPENİ: KEDİ GENÇLİK HASTALIĞI:
                Etken Parvoviridae ailesinden Feline Panleukopeni virus dur.Yüksek ölüm oranı olan,ani başlayan, bulaşıcı bir viral hastalıktır. Sadec kedilere özgüdür, insana bulaşma yoktur.2-10 günlük kuluçka süresi tahmin edilir.

                Semptomlar: Yüksek ateş(40-41), kilo kaybı,depresyon, leukopeni tablosu, 24-48 saat sonra kusma ,ishal gözlenir.Yavru kedilerde çok şiddetli syreden Panlueukopeni yaklaşık 12 saaat içinde ölümle son bulur.
Akut bir panluekopeni tablosunda %90 lara varan ölüm oranı vardır. Hafif bir sarılık, nekrotik veya ülseratif bir stomatitis de izlenebilmektedir.

                Tanı spesifik testlerle mümkündür.

                KORUNMA: Kesin korunma sadece aşıyla mümkündür.Ergin bir kedi her yıl KARMA AŞI olarak bu hastalıktan korunur.

4-FELINE LEUKEMIA VIRUS: KEDİ LEUKEMIA VİRUSU:

                Etken Feline Leukemıa virus dür.Retroviruslerin onkojenik ve immuno supressif etkileriyle hemopoetik organlarda tümör oluşumuyla karakterize kronik ve bulaşıcı seyirli viral bir hastalıktır.
1-5 yaşındaki kediler özellikle duyarlıdır. Salyadan ısırık ve yalamayla, anneden fötusa, dışka,idrar ve sütle de bulaşabilir.

                Belirtileri:
                a-Latent form: Klinik bulgu yoktur.
                b-Persistent From: Lenfosarkoma, iç organ ve lenf düğümlerinde tümörler,,anemi, timus tümörleri ve sonucunda solunum problemleri, sindirim sistemi tümörleri ve dolayısıyla bağırsak tıkanıklıkları, sindirim bozuklukları, üremi semptom olarak izlenebilir.
                c-Dejeneretif Form: Panluekopeni, anemi, ishal, zayıflık, kanamalar, immun yetmezlik, çok çeşitli bakteriyel enfeksiyonlar, vb...

                Tanı özel kan testi ELISA yla mümkündür.
                Kesin bir tedavi yoktur.

                KORUNMA: Aşı ile korunma vardır, ergin kedide her yıl tekrar edilmelidir.

5- FVR-FCV: KEDİLERİN VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI:

                Kedilerin üst solunum yollarını etkileyen viruslar özellikle Feline herpesvirus 1,
Feline calicivirus ve reoviruslarla coronaviruslardır. Ancak ilk iki virus çok bulaşıcı olup önemli şekilde vücudu etkilerler. Anneden veya direkt bulaşma söz konusudur.

                Feline Rhinotracheitis (FVR): Feline herpesvirus un neden olduğu solunum yolunun viral hastalığı olup yüksek ateş ((40.5), iştahsızlık,depresyon, göz rahatsızlıklarıyla seyreder. İlerlediği takdirde ise sinüzit, rinit gibi rahatsızlıklara neden olur.

                Feline calicivirus Enfeksiyonu (FCV): Feline calicivirus adlı virus nedenli,akut, subakut ve kronik formlarda seyreder. Çok bulaşıcıdır.Yavru kedilerde yüzde otuz öleme sebebiyet verir.Kuluçka süresi yaklaşık 3-5 gündür.
                Akut dönemde iştahsızlık, burun,göz yaşı akıntısı,yüksek aeş, durgunluk, bazen dilde ülserler, seröz burun akıntısı izlenebilr. Daha sonra burun akıntısının karakteristiği değişir.
Ülseratif dermatitis ve  keratitis meydana gelebilir.(göz lezyonları).

                Anneden uterus(rahim)deyken enfeksiyonu alan yavrular genelde ölürler.

                Kronik dönem FCV de ise; yine ateş, iştahsızlık ishal, tracheitis, bronşitis, ağız boşluğunda ülserle,
taban yastıklarına ülserler izlenebilmektedir. 6 hafta kadar sürebilir.

                KORUNMA: Aşılama şeklindedir.

 

Mide ve barsak sisteminde yaşayan,hayvanın gıdasını paylaşan veya çeşitli semptomlarla hastalık oluşturabilen bir çok parazit mevcuttur.

                Genel olarak parazitleri  birkaç alt başlıkta toplayabiliriz:

1- PROTOZOALAR:Tek hücrelilerdir: a-Coccidialar (İsospora canis, isospora felis)
                                                                  b- Criptosporidia
                                                                  c-Giardia canis (köpekde)
                                                                      Giardia cati(kedide)
                                                                   d-Toxoplasma gondii
 
a-Coccidialar: Hiç semptom olmadığı gibi, zayıflık,halsizlik,depresyon, şiddetli ishal, kusma ve sonunda ölüm gibi bulgularla da seyredebilir. İsosporalar genelde ateşsiz hastalıklar oluştursalarda güçsüz,aşısız yavrularda çok risklidirler.Özellikle viral hastalıklarla beraber izlenirlerse ölüm kaçınılmazdır.

b-Criyptospridia: Kedi yavrularında genelde kronik bir ishalle seyreder. Köpek yavrularında ise ani bir ishal başlangıcı olur.Dışkı çok suludur,rengi değişkendir.

c-Giardia cati (KEDİDE): Absorbsiyon bozukluğu vardır. Çok sulu ve kanlı olabilir. Yağlı veya yumuşak bir dışkı da olabilir. Kronikleşebilir.

   Giardia canis (KÖPEKDE): İshalle seyreder. Çok kötü kokulu sulu bir ishal vardır.

                Korunma: Bu hastalıklar özellikle güçsüz hayvanlarda ölüme sebebiyet verebilir.Bulaşma çiğ et ve gıdalar vasıtasıyla yada kirli çevre ve gıdayla kolayca oluşabilir. Bu nedenle sokakdan alınan hayvanların veterinerce sağaltıma alınması gereklidir. Dışkı muayenesi sonucu etken yumurtalarının görülmesi tanıya yardımcı olur. Hijyene dikkat edilmeli, çiğ gıdalar hayvanlara verilmemelidir.

 

d- Toxoplasma gondii :  İNSANDA TOXOPLASMOZİS HASTALIĞI : 

                Son konak kedi ve kedigillerdir. Son konakda ergin form vardır. İnce barsak epitelleri ve arakonakda yerleştiği yerlere yerleşir. Dışkı yoluyla yumurtalar atılır.

                Ara konak: İNSAN ve Kedi ve kedigiller dahil yaklaşık 300 omurgalı hayvan (memeliler).
Arakonakda yerleştiği yerler ise, sinir hücreleri, karaciğer,akciğer,kalp,iskelet kas hücreleri, yavru zarları..Daha sonra doku hücreleri ,kalp kası, iskelet kası, beyin, akciğer ve diğer dokular...

                KLİNİK BELİRTİLER: Arakonak tarafından alınan parazitin taşizoit formu hızla çoğalır ve içinde bulunduğu hücreyi patlatır. Hastalığın şiddeti bu tahribatın derecesiyle ilgilidir.Ağır bir enfeksiyonda beyin,kalp,karaciğer akciğer zarar görebilir.Ateş yükselebilir, lenf yumruları şişer. AKUT TOXOPLASMOZİS adı verilen bu evre bazı insanlarda ve hayvanlarda hiç bir belirti olmadan da geçirilebilmektedir.

                Kist evresinde,parazitler kist içinde olduklarından hiç bir zarar vermezler,bu dönemde klinik belirti yoktur. LATENT KRONİK EVRE adını alır. Ancak kronik evrede AIDS (HIV, FIV...)gibi immun sistemi çökertecek ağır bir hastalık olursa arakonaktaki bu kistler açılıp bradizoit form taşizoit forma geçebilir. O zaman kistlerden çıkan parazitler zarar vermeye başlayabilir yeniden.

 

                İNSANDA TOXOPLASMOZİS:
                Gebelerde Enfeksiyon: AIDS gibi bir hastalık olmaksızın eğer kadın gebe kalmadan önce toxoplazmosis ile herhengi bir şekilde enfekte olmuş ve hastalığı önceden geçirmişse, bu hastalığa bağışıktır.Anneye veya doğacak bebeğe hiç bir zararı olmaz.
                Parazitle daha önce hiç karşılaşmamış bir kadın ise; ve gebelik esnasında bu parazitle enfekte olmuş ise; o zaman parazit yavruya geçer. Genelde fötus ölür ve düşük meydana gelir. Ya da fötusda anomaliler gelişir: Canlı doğarsa bebek; buna KONGENİTAL TOXOPLAZMOZİS  denir. Annede genelde düşük dışında başka semptom görülmez. Bebekde ise: Deride kırmızı lekeler, döküntüler, beyin su toplaası(hydrocephalus), sarılık, göz bozuklukları( korioretinitis) görülebilir.Canlı doğum oranı düşüktür.Canlı kalırsa da zeka geriliği veya göz bozuklukları ile yaşar.
                Amerika da yapılan araştırmada doğurma çağındaki kadınların %30 u serolojik kan testleri sonucu seropozitif bulunmuştur.Yani hastalığı geçirmiş, bağışıklık kazanmışlardır.

                Türkiye de kedi ile teması bulunan bir çok insanın da bu hastlığa yakalanıp geçirmiş, böylelikle doğal bağışıklık kazanmış olduğu düşünülmektedir.

                Yinede eve yeni kedi alınmadan evvel,eğer gebe kalma ihtimali olan bir bayan varsa; önce bu anne adayına labaratuvarda bu hastalık için test yaptırılmalı, eğer test pozitif çıkarsa, hastalığı geçirmiş ve bağışık olduğu kabul edilir ki bu durumda kedi eve alınabilir.Ancak test negatif çıkarsa;yani anne adayı henüz hayatında hiç enfekte olmamışsa,bağışıklığı da yok demektir; bu durumda veterinerce kadiye de özel kan testi yapılır.Kedinin testi de negatifse eve rahatlıkla alınabilir.Kedi hastalığı taşımıyor demektir.Ancak kedi seropozitifse kedinin eve alınması çok doğru değildir.Tedavi edilmeden alınmamalı.Ve doğum sonrası beklenmeli veteriner hekim ve beşeri hekimce karar verilmelidir.

                Diğer normal (gebe olmayan kadın,insan,çocuk vb.) çoğu olayda semptomsuzdur.Enfekte insan enfekte olduğunu bile anlamadan bu hastalığı geçirir ve bağışıklık gelişir. Bazen de hafif geçirir: lenf yumrusu şişer, keyifsiz,bitkin,boğaz ağrısı, depresyon,ateş olabilir. Aylar süren lenf yumrusu şişmesi nadirdir. Geçer.

 

2-HELMİNTLER: SOLUCANLAR:

 Mide barsak kurtları: a- Kancalı kurtlar: Ancylostoma caninum (köpekde)
                                                                      Uncinaria stenocephala(köpekde)
                                                                      Ancylostoma tubaeforme (kedide)

                                      b-Askaritler: Yuvarlak solucanlar:      Toxocara canis (köpekde)
                                                                                                      Toxocara leonina(kedi)
                                                                                                      Toxocara cati(kedi)
                                       c.Trichurus vulpis: Kıl kurtları (kedi ve köpekde)

 

                Enfekte gıda veya anne sütü yada sahibinin eli yoluyla kedi yada köpeğin vücuduna giren bu parazitler vücutta 15 gün kadar bir kuluçka dönemi geçirdikten sonra üremeye başlarlar.Bundan sonra da dışka yoluyla yumurta atarlar.

                a-Kancalıkurtlar kancaları ile barsak mukozalarını tutunarak kan emdiklerler.Dolayısıyla bu pararazir hayvanda kanlı bir dışkı,kötü koku yaratır. Hayvanda genel bir halsizlik,solgunluk ve zayıflama hali vardır.

                b-Askarit: İshal,karın ağrısı,büyümesi gibi şikayetler yaratır. Karın normalden şişkindir.Barsak tıkanması,yırtılması,siniri sisteminde hasar, ve ölüm ile sonuçlanabilir.

                c-Kıl kurdu: İshal,kanlı dışkı gibi semptomlarla seyredebilir. Anemi,gelişme geriliği ortaktır.

                KORUNMA: Paraziter dışkı muayeneleriyle teşhis edilip veteriner hekimce sağaltılır.

3-TENYALAR: ŞERİTLER: YASSI SOLUCANLAR:
                Her tür hayvanda asalak olarak yaşayabilen tenya çeşitleri mevcuttur. Etçiller genelde bu parazitler için son konaktırlar. Otçul ve hem etçil hem otçul hayvanlar için ise bazen konak bazen arakonakçıdırlar (türlere göre sabit). Son konakda ergin form bulunur. Ergin form son konakçının dışkısıyla yumurtalarını dışarı atar. Son konakla temas eden veya son konağı bir şekilde yiyen canlı(arakonak) parazit yumurtasını veya larvasını almış,enfekte olmuş olur. Genelde arakonak zarar görür. Parazit son konakçısına çok zarar vermeden yaşar. Ergin form 10-20 cm. kadar boyundadır.

                Arakonakçıda yaşayan araformların zararları:Barsak duvarını delerek büyümesine devam ederken kan ve lenf yoluyla yayıdığı için barsak mukozasını irkiltir, sindirim kanalını, peristaltğini bozar, gelişme geriliğine yol açar. Bazen toksik etkiler yaratabilir. Doku ve lenf sıvılarıyla beslenerek canlının besinine ortak olmuş olurlar.

                   a- Taenia psiformis,T. multiceps,T.hydatijena, T. ovis, T. multiceps, T. serialis,
T.teniaformis, T.krabbai.

                   b- Diphylidium caninum

                   c-Echinocochus granulosus, E.multilocularis

 

a- Taenia psiformis ve bu gruptaki tenyaların erişkinleri  son konak dediğimiz köpek ve kedilerde yaşarlar.
Ara formları olan sistiserkler ise fare,sıçan,tavşan, bazıları için koyun,keçi, sığır, gibi hayvanlarda çok da zarar vermeden yaşar ve son konak dediğimiz hayvanlarca vücutlarına alındıktan sonra orada gelişim göstererek ergin forma ulaşırlar.Son konak olan kedi ve köpek bu parazitlerle enfekte ise gelişim gerilikleri ileri safhada olmadıkça sadece görüntüde tüylerin matlığı gibi çok da belirli olmayan semtomlar yaratırlar. Dışkı muayenesinde yumurtaların izlenmesiyle kesin teşhise gidilir.

 

b-Dipylidium caninum: Bu parazitin ara konakçısı, kedi -köpeklerin bit ve pireleridir. Pirenin vücudunda gelişen sistiserkoidler, pirenin son konakça ( son konaklar : kedi, köpek, tilki,sırtlan ve bazen insan ) yenmesiyle son kokağın ( kedi , köpek vd.) vücudunda gelişimini tamamlar. 3 hafta içinde ergin tenya olur. 15-70 santimetre uzunluğunda en çok rastlanılan tenya türüdür.  Genç hayvanda çok sayıda olduklarında sürekli ishal ve bazen ilerde kabızlık,zayıflık vb. ye yol açabilir. Çok sayıda parazit bir çeşit toksin yayarak arakonakçısında sinirsel bozukluklara da neden olabilir.( epileptoidnöbetler, konvulsiyonlar, kusma vb.) Anal sifinkterde kaşınma, yere popoyu devamlı sürterek anal kese yangısına da neden  olabilirler. Kedi ve köpekte düzenli pire ilaçlaması ve gerektiğindeantiparaziter kullanımı ile hastalıktan korunulabilir.
Pire mücadelesi şarttır.

 

c- Echinocochus granulosus ve KİST HİDATİK HASTALIĞI :
                Son konak köpek,tilki,kurt,çakalda yaşayan ergin parazit 2-6 mm boyundadır.İnsanın da içinde olduğu arakonaklar ise: koyun, keçi, sığır, at , domuz ve diğer otçullarda kistler oluşturarak büyük zararlar verebilir. İnsan için en tehlikeli hastalıklardan biri olan KİST HİDATİK bu parazitce oluşturulur. Son konak olan hayvanda gelişimini 5-8 haftada tamamlanır ve yumurtalarla vücuttan atılır. Köpek eğer bu paraziti taşıyorsa dışkıyla atılan yumurtalar,yalanırken tüylerine bulaşabilir.Dışkı yada tüyle bu paraziti vücuduna alan insan hastalanır. Son konak olan köpeğe hiç bir zarar vermezken,ara konak olan insan zarar görmektedir. Bu nedenle bu parazitten korunmak için köpek 2 ayda bir düzeli olan ilaçlanır.KİST iğnesi olarak bilinen praperatlar aniparaziter ilaçlardır.Ve  insan sağlığını korunması için uygulanmalıdır. Düzenli ilaç uygulanan köpekde bu parazit kesinlikle yaşayamaz. Köpeğiniz aşılama programına uyuyorsa hiç bir riskiniz yoktur. Son konak olan köpekde parazit yoksa tüylerde de parazit olmaz,yaşamaz ve köpek insanda KİST HİDATİK hastalığını oluşturamaz.

 

                Echinococus multilokularis ve MULTİLOKULER KİST HİDATİK HASTALIĞI : Parazitin gelişimini sürdürdüğü arakonaklar insan da olmak üzre, fare ve diğer kemirici hayvanlardır. Son konak ise kedi,köpek, tilki, sırtlandır. Son konak için zararı yoktur. İnsan eğer kedi ve köpekte bu parazit varsa tüy yada dışkısının ağız yoluyla alınması suretiyle enfekte olurda MULTİLOKULER KİST HİDATİK HASTALIĞI' na yakalanır.
Karaciğerde kistler meydana gelir. Bu parazit için de aynı şekilde 3 ayda bir tekrarlanan KİST İĞNESİ olarak bilinen DRONCİT iğnesi (veya muadili PRAZUQUANTEL ETKEN MADDELİ İLAÇLAMA) uygulanır.
Düzenli olarak aşılamaları tekrar edilen hayvanların insan sağlığına hiç bir zararı olmaz. Bu nedenle KİST iğnelerinin yapılması çok büyük önem taşımaktadır.

                Bu parazit dahil bir çok parazit fare,kuşun yenmesi yoluyla veya yine kedi ve köpeye verilen yıkanmamış sebze,meyve, yiyecek,su, pişmemiş et ve sakatat yoluylaköpek ve kediye geçebilir,
 Çiğ sakatat, et, yıkanmamış sebze ve meyveden insan direk yolla da parazitlerle enfekte olabilmektedir.
Bu nedenle hayavanlara verilen gıda dahil kendi gıdamızın da hijyenine dikkat etmeliyiz.Evde kedi köpek beslemesek de bu hastalıklara yakalanabiliriz.

                Eve alınan hayvan mutlaka önce veteriner kontrolüne alınmalı,ilaçlamaları kesinlikle veteriner hekim önerisi doğrultusunca uygulanarak devam ettirilmelidir.